İçeriğe geç

Öz denetimli bir insan nasıl davranır ?

Öz Denetimli Bir İnsan Nasıl Davranır?

Öz denetim, o kadar havalı ve popüler bir kavram haline geldi ki, sosyal medyada herkesin dilinde! Kendi duygularını, davranışlarını ve düşüncelerini kontrol edebilen bir insan olmak, artık “gelişim” dediğimiz modern takıntının simgesi gibi. Ama öz denetimli olmak gerçekten de bu kadar güzel mi? Gelin, bir bakalım.

Öz Denetim: Özdeğişim mi, Yalnızca İçsel Baskı mı?

Öz denetimi övüp de duruyoruz ama bu kavramın tam olarak ne ifade ettiğini anlamadan bir şeye sahip olmanın çok da anlamlı olup olmadığını tartışmak gerek. Öz denetim, aslında ne istediğini bilip, duygusal ve düşünsel engelleri aşarak buna ulaşmak demek. Bu da çok güzel bir şey, değil mi? Ama bir noktada, öz denetim diye gördüğümüz şey aslında içsel bir baskıya dönüşebiliyor. Yani, istediğimiz her şeyi kontrol altına alabilme gücüne sahip olmak yerine, sürekli “hadi ama şimdi sabırlı ol, buna katlan” diye kendini frenlemeye çalışmak, sağlıklı mı?

Ben şahsen, bazen kendimi frenlerken sıkılıyorum. Neyin ne olduğunu görmek için bazen “göz var nizam var” diyerek taşkınlık yapmam gerektiğini düşünüyorum. Ama tabii ki bu herkesin kendine göre bir yolu. Öz denetim, bir nevi kendi isteklerini baskılamak ve her an kontrol altında olmaksa, o zaman bu işin tadı kaçar.

Güçlü Yönler: Kontrol ve Karar Verme Gücü

Öz denetimli insanların güçlü yönlerine gelince, bu kişilerin hayatlarındaki en belirgin özellikleri kontrol duygularıdır. Her an, her durumda ne yapacaklarını bilirler, başkalarının kararlarını etkilemezler. Kendilerini bir kenara koyarak, mantıklı ve doğru olanı yapma konusunda son derece başarılıdırlar. Sosyal medya alışkanlıkları örneği verelim: Bunu tek bir çırpıda yapabilen biri, kendini sosyal medyada kaybolmak, gereksiz yorumlarla dolmak ya da zamanını çalmak yerine önemli işlere ayırabilir. Bu kişiler, zamanlarını verimli kullanma konusunda genellikle çok başarılıdır.

Bir de bu kadar denetim sağlandığında, hedeflere ulaşmak daha kolay hale gelir. Kendi sınırlarını bilmek ve buna göre hareket etmek, gerçekten de iş hayatında ya da kişisel gelişim yolunda sağlam bir avantaj yaratır. Tabii, burada dikkat edilmesi gereken şey; öz denetimin, bir kişiyi monoton, sıradan bir hale getirmemesi ve hayatın tadını çıkarmayı engellememesidir.

Zayıf Yönler: Aşırı Kontrolün Düşmanı

Gel gelelim, her özdenetimli insan da zaman zaman fazlasıyla “kontrol manyağı” olabilir. İyi yönlerinden birine takılıp kalıp, bir noktada asıl amacın kaybolmasına yol açabilir. Her anı denetim altında tutmak, spontane anların büyüsünü kaybettirebilir. İnsanın bazen başına ne geleceğini bilmeden hareket etmesi de lazım. Ama öz denetimli bir insan, bu spontan anları yakalamak yerine, “Bunu yapmam lazım, şunu yapmam lazım” diye düşünüp bazen heyecanı kaçırabilir. Bu bir tür modern sıkıcı olma halidir aslında.

Bir de sosyal medyadan örnek verelim. Öz denetimli bir insan, sürekli olarak kontrolü elinde tutmak ister. Ve bu bazen sosyal medya etkileşimini öylesine tıkayıcı bir hale getirebilir ki, o kişi sadece kendini göstermek ve “olgunluk” maskesi takmak için orada olabilir. Özgürce paylaşımlar yapmaktan, kendini ifade etmektense, “bunun yanlışı, doğruyu var mı?” diye hesap yapmaya başlar. Sonuçta o özgürlük duygusunu kaybetmiş olur.

Öz Denetimli Bir İnsan: Toplumdan Bağımsız mı?

Sosyal medyada popülerleşen bu “öz denetim” konusu bazen o kadar abartılıyor ki, kendine hakim olmak için başkalarının doğrularından çok fazla etkilenmeye başlıyoruz. Peki, bu ne kadar doğru?

Gerçekten özgür olabilmek için başkalarının gözünden bağımsız olmak gerekmiyor mu? Ya da “toplumun normlarına uygun olmak” her zaman doğru mu? Kendini denetlemek için bir tür robot gibi davranmak ve duyguları tamamen dışlamak, ne kadar sağlıklı? Sosyal medyada bazı fenomenlerin her adımını denetlemesi, her paylaşımını kontrollü bir şekilde yapması, sanki insana gerçek özgürlük duygusundan uzaklaştırıyormuş gibi geliyor. Başkalarının onayına göre yaşamaktan sıkılmıyor muyuz? Eğer her adımımızı bir robot gibi atmaya başlarsak, bence yaşadığımızı söylemek bile zorlaşır.

Sizi de Düşündüren Bir Soru: Öz Denetim Midir, Duygusal Bastırma mı?

Öz denetim dediğimiz şey, bazen duygusal bastırmaya dönüşmüyor mu? Kendimizi sürekli “tamam, sabırlı ol” diye frenlemek, bizim duygusal olarak sağlıklı olmamızı engelleyebilir mi? “Bunu yapmam gerek” yerine “bunu istemem gerek” düşüncesiyle ilerlesek, öz denetimi gerçekten sağlıklı bir şekilde kullanmış olur muyuz? Yoksa sadece içinde bulunduğumuz stresli ve zorlayıcı dünyada, bir tür hayatta kalma stratejisine dönüşüyor mu?

Sonuçta, bir insanın öz denetimi yüksek olduğunda, duygusal anlamda “tam anlamıyla kendisi” olabiliyor mu? Yoksa toplumun oluşturduğu bu idealleri takip ederek, bir tür robot gibi mi davranıyor?

Öz denetimle ilgili düşüncelerimizin, belki de biraz da eskiye bakarak şekillenmesi gerektiğini düşünüyorum. “Kendini tanı” diyen eski filozoflar gibi, kontrolü kaybetmekten korkmak yerine, bazen kaosa da izin vermek lazım. Öz denetimle ilgili her şeyin başında, kendimize soracağımız tek bir soru var: Gerçekten ben miyim? Yoksa öz denetimin getirdiği “kendi versiyonum” mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet yeni giriş